BAŞLANGIÇLARIMDA RABBİN ELİ

Aybala Terken BİLGİN

Aslında hayatınızı oluşturan şeylerin başlangıçlar olduğunu fark ettiniz mi? Biraz açmak gerekirse adım atmaya başlamak, okula başlamak, bir ilişkiye adım atmak gibi. Biz imanlılar için iman hayatı da büyük bir başlangıçtır. Önemli olan bu başlangıçları nasıl yönettiğimizdir. Birçok başlangıç planı yaparız ama eğer biz yeterince iradeli olmasak bu başlangıçlarda başarısız oluruz. Mesih’te ise bu farklıdır; biz güçsüz olsak da bizi sımsıkı tutan bir el vardır. “… Çünkü Tanrı İbraniler 13:5’te şöyle dedi: ‘Seni asla terk etmeyeceğim, seni asla yüzüstü bırakmayacağım.’”

Başlangıçlarımız her zaman güzel olmak zorunda değildir. Bazen hayat, beklemediğimiz kötü başlangıçlara sürükleyebiliyor; zor geçen yolculuklar, kayıplar, zor bir çalışma hayatı gibi. Ancak burada da önemli olan şey bizim yönetimimizdir. Daha doğrusu Mesih’le olan ilişkimizi nasıl yönettiğimizdir.

Güzel başlangıçlarda O’nun eli olduğunun farkında mıyız? Kötü başlangıçlarımızda O’na öfkeli miyiz? Mesih’e karşı öfke duyabiliriz ancak bu, O’nu nasıl gördüğümüzle ilgilidir. Bir çocuğun düşüp yaralandığını düşünelim. Düştüğü zaman annesine, “Ben neden düştüm?” diye kızabilir mi? Yoksa canı acıyıp koşarak annesine mi sığınır? Bizim yaratıcımız bir diktatör mü yoksa sevgi dolu bir Tanrı mı? Belki de bu durumda Tanrı’ya olan güvenimizi de gözden geçirmeliyiz. Senin için alçalan ve bu kadar acı çeken bir Tanrı’nın gerçekten seni kötü bir başlangıçtan kurtaramayacağını mı düşünüyorsun? “Yeri göğü yaratan RAB’den gelecek yardım. O ayaklarının kaymasına izin vermez, seni koruyan uyuklamaz” (Mezmurlar 121:2-3).

Güzel başlangıçlarda Rab’bin eli olduğunu biliyoruz ancak kötü başlangıçlarımızda da O’nu aramalıyız. Rab’bin mucizelerini biliyoruz. Yaşayan bir Tanrı olduğunun da farkındayız. Bu konuyu biraz kendimden örnek vererek açıklamak istiyorum.

Benim başlangıcım ağır bir depresyona girmemle oldu. Ne yapacağımı, kime sığınacağımı bilmiyordum. O zaman tek bildiğim, Tanrı’ya İslam’a göre dualar etmeye ve namaz kılmaya başlamaktı ancak yanıt alamıyordum. Üniversiteye ilk başladığım zaman bütün kutsal sayılan kitapları okumamız gerektiği söylenildi; ben de bu şekilde bir kiliseye gidip İncil almış ancak hiç yüzüne bakmamıştım. Depresyon sürecimdeyken hangi Tanrı’nın gerçek olduğunu bilmiyorum ama gerçek olan bana merhamet gösterecektir diye dua ettim. Sonra İncil’in ilk sayfasını açarak kendime bir başlangıç yarattım. Depresyon benim için oldukça kötü bir başlangıç olsa da Rab kapımı o şekilde çaldı.

Yakın zamanda çok sevdiğim iki insanı kaybettim ve kötü bir sürece girdim. Bu süreci atlatmak zor oldu çünkü imanlı değillerdi; onların şimdi nerede olduklarını düşünmek bile Rab’bi aklıma getirmedi. Sonrasında düşündüm: Onlar imanlı değildi ama zor bir yaşamları oldu. Sonra tekrar düşündüm: Rab’bin kolay bir yaşamı mı oldu? Bizim için alçalıp acı çekmedi mi? Benim için ölen bir Tanrı’dan daha değerli değillerdi. Peki imanlı birisini kaybetseydim bu kadar acı gelecek miydi?

Her şeyin başında umut olduğunu biliyoruz. Rab’bin biz insanlara vermiş olduğu en güzel hediye bence umut. Gemi demiri gibi sağlam ve güvenilir bir umut. İmanlı birisini kaybettiğimiz zaman onu tekrar görebilmenin umudu bizi ayakta tutarken belki de beni bu kadar yasa boğan şey, onları sonsuza dek göremeyecek olmam.

Evet, Rab bizi ölümden ve acıdan kurtardı. Ben bunu daha iyi anladım. Bize umut ve yeniden yaşamı vererek yas ve acıdan kurtardı. Kötü bir başlangıç Rab’bin mucizesini görmemi sağladı.

Yılbaşında ya da hafta başlangıcında bile birçok plan yaparız ancak iman hayatında da olduğu gibi çoğu zaman unutur gideriz. Her gün Kutsal Kitap okuyacağımıza, dua listeleri yapacağımıza dair sözler veririz. Bazen hayat yoğunluğu, bazen de irademiz buna izin vermez. Peki böyle zamanlarda ne yapmalıyız? Tanrı ile ilişkimizi nasıl koruyabiliriz? Aslında cevabı soruda gizli demek mümkün. Tabii ki Rab’den isteyerek.

En başında da dediğim gibi Rab bizi sımsıkı tutuyor. Sadece bizim istememiz yeterli. Bu bile ne kadar büyük bir lütuf. Kimsenin kimseyi sonsuza dek beklemeyeceğini biliyoruz. Bu bile bir mucize aslında. Rab bizi hep bekliyor olacak. Çünkü O bize bu ayetlerle söz verdi: “Korkma, çünkü ben seninleyim; yılma, çünkü Tanrın benim. Seni güçlendireceğim, evet, sana yardım edeceğim; zafer kazanan sağ elimle sana destek olacağım” (Yeşaya 41:10). Yeter ki Rab’bin elini görelim. Emin olun, her başlangıcınızda size uzanıyor olacak.

Sonuç olarak iyi başlangıçlarda Tanrı ile beraber sevinmeli, övgülerle sevincimizi paylaşmalıyız. Ancak kötü başlangıçlarda O’na sığınmayı bilmeliyiz. O bir çoban, baba, dost… Kutsal Kitap’ta okuduğumuz birçok şey bize somut olarak gösteriliyor; belki bunlara dikkat etmeliyiz. Örneğin “Ben yas tuttum ancak Tanrı’nın beni yastan nasıl kurtardığını da anlamış oldum.” demeliyiz. Böyle zamanlarda Rab’bi nasıl gördüğümüzü düşünmeliyiz: O bir yönetici mi yoksa bir sığınak mı? Yüreğimizi korumalı ve başlangıçlarımızda Tanrı’nın elini bırakmamalıyız.  “O benim sığınağım, kalemdir, derim RAB için; Tanrım’dır, O’na güvenirim” (Mezmurlar 91:2).